Cemil Meriç

CEMİL MERİÇ KRONOLOJİSİ

Mahmut Ali Meriç (Bu Ülke, 13. Basla, îstanhul2001, Hazırlayan: Mahmut Ali Meriç, s. 61-70).

1877  Babası Mahmut Niyazi Bey’in yaklaşık doğum tarihi.

1912  Balkan Harbi sırasında ailesi Yunanistan/Dimetoka’dan Hatay’a göç eder.

1916  12 Aralık günü Hatay'ın Reyhanlı kazasında Hüseyin Cemil dün¬yaya gelir. İki de ablası vardır: Zehra ve Nadide. Bir-yedi yaş çocukluğu Antakya’da geçer. Babası aynı şehirde Ziraat Bankası müdürü, sonra da mahkeme reisidir.

1920 Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarla 1936 arası, Suriye Fransa’nın mandası altındadır. Misak-ı Millî dışında bırakılan Hatay’da da muhtar bir idare kurmuştur. Fransa:Bağımsız İskenderun Sancağı.

1923 Babasının memuriyetten ayrılması üzerine Reyhanlı’ya dönerler. Aynı yıl Reyhanlı Rüştiyesinde okula başlar. Bu ilkokulda, üçüncü sınıftan itibaren Fransızca dersleri de okutulmaktadır.

1928 İlkokulu bitirir, elindeki diplomanın adı “certificat d’etudes primaires”dır. Aynı yıl Antakya’ya gider ve Antakya Sultanisinde ortaokula başlar. Eğitim, Fransız kültürü ağırlıklıdır.

1933 Çalışkan bir öğrenci olmasına rağmen cebirden ikmale kalır, gözle¬ri zayıftır ve sınıftaki tahtayı iyi görememektedir, altı numara miyobu olduğu anlaşılır. Aynı yıl, yerel Yenigün gazetesinde ilk yazısı yayımlanır: “Geç kalmış bir muhasebe” (23.09.1933).

1934-35 On birinci sınıfı, birinci bölüm bakaloryayı alarak bitirir ama li¬seden mezun olamaz çünkü aynı yıl, lise on iki sınıf olur ve ikinci bakalorya konur. Yani bir yıl önce on birinci sınıfı bitirenler üniver¬siteye girebilirken onun on ikinci sınıfı da bitirmesi gerekir.

1935-36 On ikinci sınıf felsefe sınıfıdır, bu sınıftayken milliyetçi tutumu, yayımlanan bir yazısı ve bu yazıda bazı hocalarına, onları yeteri ka¬dar milliyetçi bulmadığı için sert çıkması (“Türk Gerici”, Yıldız, 5.7.1935), parlak bir talebe olmasına rağmen ve mezuniyetine pek az bir zaman kala, ikinci bölüm bakaloryayı alamadan okulu terk zorunda kalmasıyla sonuçlanır. Okulu bitirdiğinde tahsiline Mülkiye’de devam edebilecekken, bu imkân da böylece ortadan kalkar.

1936-37 İstanbul’a gelir. Üniversiteye giremez. Bir süre Pertevniyal Lisesi on ikinci sınıfına devam eder. Hocaları, felsefede İhsan Kongar, ta¬rihte Reşat Ekrem Koçu, edebiyatta Keyise İdalı, Fransızcada Nurullah Ataç’tır. Kumkapı ve Kadırga talebe yurtlarında kalır. Nazım Hikmet ve Kerem Sadi ile tanışır. Onlar için kendi imzasını kul¬lanmadan iki kitap çevirir Türkçeye: Gaston Jeze’in maliye ile ilgili 400 sayfalık bir kitabı ile Stalin’in “Pratik ve Teori” adlı kitabı. Vaat edilen tercüme paralarını alamaz.

1937 İstanbul’da geçinebilmesi zordur, mayıs ayında vapurla İskenderun’a dönmek mecburiyetinde kalır. Aynı yıl İskenderun’un Haymeseki adlı köyünde dokuz ay kadar ilkokul öğretmenliği yapar, hemen hiç öğrencisi yoktur. Aynı yıl İskenderun Tercüme Bürosuna sınavla reis muavini olur. Türkçe basını Fransızcaya çeviren bir ekibin başındadır. Beş altı ay kadar bu işte kalır.

1938 Hatay bağımsız bir cumhuriyet olmaktadır. Türkiye'nin sancakta¬ki idare amirlerinin Türk olması için Fransızlar nezdindeki girişimi sonucu, Fransızlar tarafından Aktepe’ye nahiye müdürü tayin edi¬lir. Sadece yirmi iki gün süren bir memuriyet. İşine Hatay Valiliğinden gelen bir telefonla son verilir. Reyhanlı’ya dönüp Batı Ayrancı köyünde ilkokul öğretmenliğine başlar. Türk Hava Kurumunda sekreterlik, Belediyede kâtiplik gibi geçici görevlerde de bulunur.

1939 Nisan ayında tevkif edilir, üç yüz kadar kitabına ve dergi koleksi¬yonlarına el konur. Antakya’ya götürülür. Hatay hükümetini devir¬mek suçundan idam talebiyle yargılanır. İki ay sonra beraat eder. Aynı yıl 29 Haziran’da Hatay Türkiye’ye katılır.

1940 Tekrar İstanbul’dadır. Bir arkadaşından İstanbul’da Yabancı Diller Okuluna burslu talebe alındığını, oraya girebileceğini öğrenmiştir. Okula müracaat eder, giriş sınavını kazanıp iki yıl okur. İki yıl da Fransa'ya staja gönderilecektir. Tarlabaşı'nda bir pansiyonda kal-maktadır. Elit, Nisvaz gibi zamanın sanatçı ve aydınlarının bir araya geldiği kahvelere devam eder bir süre.

1941  İstanbul'daki ilk yazısı “İnsan" dergisinde yayımlanır: “Honore de Balzac".

1942 İkinci Dünya Savaşı yüzünden Yabancı Diller Okulu öğrencileri Avrupa’ya gönderilemez. Mecburi hizmeti vardır, kurada şansına Elazığ çıkar. Aynı yıl Elazığ'a gitmeden az önce tarih ve coğrafya öğretmeni olan Fevziye Menteşoğlu ile tanışır ve 19 Mart günü evlenir. Eşi İs¬tanbulludur. Aynı yıl, Haziran ayında babası ölür. Aynı yıl, 29 Ekimde Elazığ Lisesinde Fransızca öğretmenliğine başlar. “Ayın Bibliyografyası" adlı dergide tercüme tenkitleri yayımlanır.

1943  Elazığ Askerî Hastanesince düzenlenen bir kurul raporuna göre her iki gözündeki yüksek ve "müterakki" miyop askerlik yapmasına en¬geldir, askerlikten muaf tutulur. Aynı yıl, ilk kitabı yayımlanır. Balzac’dan bir çeviridir bu: Altın Gözlü Kız (Üniversite Kitabevi), 189 sayfalık kitabın 74 sayfası Balzac'la ilgili bir incelemenin yer aldığı ön sözdür.

1944-47 arası, dönemin çeşitli dergilerinde (“Yurt ve Dünya", “Yücel", “Gün", Amaç”) özellikle Fransız edebiyatı ve düşüncesi üzerine incelemeler, daha da çok tercüme tenkitleri yazar.

1945 Şubat, Elazığ’daki stajyer öğretmenlik görevinden, iki sene dört ay sonra ayrılır. Eşinin Elazığ'a tayini çıkmadığı gibi, eşi burada iki de çocuk kaybetmiştir. Ancak İstanbul'da doğum yapabileceğinin anlaşılması üzerine İstanbul’dadır ve yedi aylık hamiledir. Tıp Fakültesinden gözlerinin yorgun olması nedeniyle aldığı rapora rağmen Bakanlıkça izinli de sayılmayınca istifa eder. Aynı yıl 1 Nisan’da bir oğlu dünyaya gelir, ismini Mahmut Ali koyar. Aynı yıl, Balzac’dan iki çevirisi çıkar: “Otuzundaki Kadın" (A. Bolat Yayınevi, 168 sayfa) ve “Onüçlerin Romanı (Ferragus)" (Yüksel Yayınevi), 157 sayfanın 28 sayfası ön söz.

] 946 16 Aralık, bir kızı gelir dünyaya: Ümit Aynı yıl bir çevirisi daha basılır, hep Balzac’tan: "Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti” (İnkılâp Yayınevi), 471 sayfa, 17 sayfalık bir önsöz. Aynı yıl, Aralık ayırım son günlerinde sınavla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Fransızca okutmanı olur.

1947 Bir yıl kadar “Yirminci Asır” dergisinde yazar. 1947-53 yıllan arasında makale yazmaya ara vermiş gibidir. 1953 te aynı dergide birkaç makalesi daha yayımlanacaktır.

1948 Victor Hugo’nun ”Hernani” adlı piyesinin manzum olarak tercümesi Millî Eğitim Bakanlığı tarafından kendisine verilir.

1949 50-51 tarihlerini taşıyan ve çeşitli okuma notlarından oluşan bir defter doldurur. Aynı zamanda yoğun bir dosyalama ve fişleme çalışması içindedir. İlgisini çeken her konuda malzeme biriktirmektedir.

1951 Muafiyet imtihanına girecek Hukuk Fakültesi öğrencileri için, F. H. Saymen ve Mösyö Louat ile 43 sayfalık bir Fransızca “Yardımcı Metinler” kitapçığı hazırlar (Yabancı Diller Okulu, Fakülteler Mat¬baası). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne doktora öğrencisi olarak kaydolur.

1952-53 İstanbul Işık Lisesine Fransızca öğretmeni olur.
1952-54 arası aldığı okuma notlarıyla iki defter daha doldurur.

1953-54 Yabancı dil okutmanlığına paralel olarak lise öğretmenliğini sürdürür.

1954   İlkbahar aylarında gözlerini kaybeder.

          Aynı yıl, yaz ayları boyunca İstanbul Cerrahpaşa Hastanesinde yatar, birkaç başarısız göz ameliyatı geçirir. Bir gözünde retina tabakası çatlamıştır, diğerine katarakt sonucu perde inmiştir. Ameliyatlara yurt dışında devam edilmesinin uygun olacağı sonucuna varılır.

1955 21 Ocak, Denizyollarının Tarsus vapuruyla, tek başına İstanbul’dan Marsilya’ya, oradan da Paris’e gider. Fakülte tarafından “tetkikatta bulunmak üzere” Avrupa’ya seyahate gönderilir. Kabul edilerek yola çıkabilmişse de amaç Paris’te ünlü “Ouinze-Vingts” (Kenzven) Hastanesinde ameliyat olabilmektir. Ocak sonuyla temmuz ayı arasında birçok ameliyat geçirir fakat gözdeki yüksek tansiyon ve kanama yüzünden son ameliyatlar yapılamaz, yurda dönmek mecburiyetinde kalır. Bir daha ameliyat olmayacak ve artık haya¬tının sonuna kadar göremeyecektir.

         7 Temmuz günü uçakla Yeşilköy Havaalanına iner.

         Aynı yıl, Hatay da oturan annesi Zeynep Hanım vefat eder.

         Aynı yıl jurnal tutmaya ve “Ouinze-Vingts Geceleri” isimli bir ro¬man yazmaya başlar, her ikisine de devam etmez.

1956 V Hugo'nun “Sefiller” adlı eserini, sonra da H. Taine'in “Sanatın Felsefesi” adlı kitabını Türkçeye çevirmek talebi Maarif Vekâletince geri çevrilir. Üç ay kadar sonra, Vekaletten gelen bir yazıyla, J. J. Rousseau’nun “Emil” adlı eserini çevirmesi uygun görülür, çeviriye başlar yaptığı çalışma yarım kalmış titiz bir çeviri örneğidir. Aynı yılın Aralık ayında “Hernani” çevirisi, Maarif Vekâletinin “Klasikler” dizisi arasında yayımlanır.

1957 O yılın tiyatro sezonu için İstanbul Şehir Tiyatrolarında “Hernani”nin temsili uygun görülmüş ve sahne çalışmaları tamamlanmış gibiyken “mühim bir sebepten dolayı daha sonra sahneye konacaktır” gerekçesiyle eser, son anda programdan kaldırılır ve bir daha da temsili söz konusu olmaz.

1959 Fransızca öğrenecekler için bir Fransız dili grameri hazırlar. Yaklaşık 100 daktilo sayfası tutan bu çalışması basılmaz.

         Aynı yıl, Hugonun “Sefiller” adlı eserini Türkçeye çevirmesi Bakanlıkça uygun görülür. Ne var ki Hint düşüncesi ve edebiyatıyla ilgili geniş kapsamlı bir çalışma bütün zamanını almaktadır, çeviriye başlar ama devam etmekten vazgeçer.

1961  Eşi ağır bir rahatsızlık geçirse de hemen tamamen iyileşir.

1963  “Hint Edebiyatı”nın yazılması biter, eser baskıya hazırdır.

          Aynı yıl, yılbaşından itibaren düzenli olarak Jurnal tutmaya başlar, “Jurnal”ine 64 ve 65 yıllarında da devam eder, bu dönemde “Mektuplar”la zenginleşen Jurnal, aralıklarla da olsa 1983 yılı ortalarına kadar sürecektir.

         Aynı yıl, Antakya’da İngilizce öğretmeni Lamia Çataloğlu ile tanışır. Bu tanışma hayatının sonuna kadar sürecek bir dostluğa dönüşür.

         Aynı yıl, Edebiyat Fakültesi sosyoloji bölümünde hem sosyoloji öğrencilerine hem de çeşitli fakültelerden derslerini izlemeye gelen öğrencilere sosyoloji ve kültür tarihi dersleri verir, bu dersler çok düzenli olmasa da emekliliğine kadar sürecektir.

1964 Bir yıl kadar bastırılamayan “Hint Edebiyatı”, sonunda yayımlanır (Dönem Yayınları, 266 s.).

1965 53 yılından sonra ilk kez “Dönem” ve “Çağrı” dergilerinde maka¬leleri çıkar.

1966 Vıctor Hugo’dan, Mahmut Sait Kılıççı ile beraber manzum olarak çevirdiği “Marion de Lorme” basılır (MEB Yayınları, 192 s.).

         Aynı yıl, Hugo’dan yapmış olduğu “Hernani” çevirisi ikinci kez basılır (MEB Yayınları, 184 s.).

1967 Makale yazmayı “Yeni İnsan” ve “Hisar” dergilerinde sürdürür. “Hisar”daki yazıları aralıklarla da olsa on yılı aşkın bir süre devam ede¬cektir.

          “Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist” bu yıl basılır (Çan Yayınları, 143 s.).

          Aynı yıl, A. Meillet ile M. Lejeune’ün Encyclopedie Française’deki bir yazısını “Dillerin Yapısı ve Gelişmesi” başlığı altında, talebesi Berke Vardar ile Türkçeye çevirirler (Dönem Yayınları, 86 s.).

1969 “Sosyalizm ve Sosyoloji Tarihinde Pierre Josepb Proudhon” adlı bir çalışması Fakülteler Matbaasında basılır (Türkiye Harsı ve İçtimai Araştırmalar Derneği, sayı 101,23 s.).

1970  1968’de İÜEF Sosyoloji dergisinde çıkan “İdeoloji” ile ilgili bir başka çalışması (sayı 21-22), bir kitapçık hâlinde yayımlanır (Fakülteler Matbaası, 23 s.).

1973 Balzac’tan çevirmiş olduğu “Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti” adlı eser, ikinci defa, “İhtişam ve Sefalet (Vautrin)” adıyla gözden geçirilip basılır (Ötüken Yayınevi, 543 s.).

1974 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca okutmanlığından emekli olur. Görmemesine ve oldukça zor çalışma koşullarına rağmen hocalık görevini sonuna kadar sürdürmüştür. Aynı yıl nisan ayında bir erkek torunu dünyaya gelir, 58 yaşında dede ol-muştur.

         Aynı yıl, “Bu Ülke" yayımlanır (Ötüken Yayınevi, 170 s.). “Umrandan Uygarlığa" adlı eseri de bu yıl basılır (Ötüken Yayınevi, 371 s.) ve Türkiye Millî Kültür Vakfından “fikir dalında" ödül alır Aynı yıldan itibaren “Türk Edebiyatı", “Kubbealtı Akademi” ve “Orta Doğu" gazetesinde yazıları çıkmaya başlar.

1975 “Bu Ülke" ikinci baskıyı yapar (Ötüken Yayınevi, 200 s.).

          Aynı yılın Haziran ayında bir erkek torun sahibi daha olur.

1976 “Bu Ülke" ilavelerle üçüncü defa basılır (Ötüken Yayınevi, 244 s.). Aynı yıl, “Hint Edebiyatı" adlı eseri, “Hint ve Batı” başlıklı bir bölümün de eklenmesiyle “Bir Dünyanın Eşiğinde” adıyla ikinci kez basılır (Ötüken Yayınevi, 344 s.).

İ 977 “Pınar", “Köprü", “Gerçek" dergilerinde makaleleri çıkar, en çok da “Pınar"da yazar.

          “Umrandan Uygarlığa”nın ikinci baskısı yapılır (Ötüken Yayınevi, 366 s.).

1 978 “Mağaradakiler" adlı eseri yayımlanır (Ötüken Yayınevi, 352 s.).

          Aynı yıl mart ayında televizyonun birinci kanalında roman üzerine bir söyleşisi yayımlanır.

1978-84 yılları arasında, çoğu Kubbealtı Cemiyetinde olmak üzere yılda üç dört kere konferans verir.

1979 “Bir Dünyanın Eşiğinde" üçüncü baskısını yapar (Ötüken Yayınevi, 352s.).

         “Bu Ülke" yeni ilavelerle dördüncü kez basılır (Ötüken Yayınevi, 275 s.).

         Aynı yıl “Hareket" dergisinde de yazmaya başlar, 

1980 “Kırk Ambar”ı çıkarır Cemil Meriç (Ötüken Yayınevi, 487s.).

          Aynı yıl eser, Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülüne layık görülür.

          Aynı yıl “Mağaradakiler” ikinci baskısını yapar (Ötüken Yayınevi, 326 s.)

         Uriel Heyd’den “Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri” isimli kitabı çevirir (Sebil Yayınevi, 134 s.).

        “Millî Eğitim ve Kültür" dergisinde ve “Yeni Devir" gazetesinde makaleleri yayımlanmaktadır. 

1981 “Bir Facianın Hikâyesi Ankara’da bir yayınevi tarafından basılır (Ümran Yayınları, 167 s.).

         Thornton Wilder'in “Köprüden Düşenler” adlı kitabını Lamia Çataloğlu ile birlikte İngilizceden Türkçeye çevirirler (Tur Yayınlan, 112 s.).

         Aynı yıl, Ankara Yazarlar Birliği Derneği tarafından “yılın yazarı” seçilir.

1982 Kayseri Sanatçılar Derneğinden, inceleme dalında bir ödül alır.

         Aynı yıl, 15 Ocak Nişantaşı Akademi Kitabevinde bir imza günü düzenlenir. İlk kez burada okuyucusuyla buluşur.

         Aynı yıl, 30 Ocak'ta “Cemil Meriç'le Türk kültüründeki değişmeler hakkında bir söyleşi” başlığını taşıyan bir televizyon programına katılır.

1983 Maxime Rodinson’un “Batıyı Büyüleyen İslam” adlı eserini dilimize kazandırır (Pınar Yayınlan, 233 s.).

         Aynı yıl İletişim Yayınları’nın çıkardığı “Cumhuriyet Dönemi Tür¬kiye Ansiklopedisine makaleler yazar.

         7 Mart günü 41 yıllık bir beraberlikten sonra eşini kaybeder.

         Aynı yıl TÜYAP Kitap Fuarı’nda kitaplarını imzalar.

1984 "Işık Doğudan Gelir” adlı kitabı yayımlanır (Pınar Yayınlan, 233 &).

          Aynı yılın ağustos ayında bir beyin kanaması geçirir, sol hemipleji sonucu sol tarafına felç iner. Cerrahpaşa Hastanesinde üç ay süren bir tedaviden sonra taburcu olur.

1985 “Bu Ülke” Entelektüel Bir Otobiyografi ve Cemil Meriç Kronolojisini de içeren 63 sayfalık bir giriş bölümüyle beşinci kez basılır (İletişim Ya¬yınlan, 285 s.). “Kültürden İrfana” adlı eseri İnsan Yayınları arasında çı¬kar (405 s.). Aynı yayıneviyle bütün eserlerinin basılması konusunda imzalanan sözleşmeye rağmen diğer eserleri basılmaz.

1986 İletişim Yayınlarının bu kez de “Tanzimattan Cumhuriyet’e Türki¬ye Ansiklopedisi”nde makaleleri yer alır.

1987 13 Haziran günü, kendisini yatağa mahkûm eden uzunca bir hastalıktan sonra, 71 yaşında hayata gözlerini yumar. Karacaahmet Mezarlığına eşinin yanına defnedilir (Ada 8, No 890).

Copyrigt © 2018 Anadolu Mektebi Yazar Okumaları ®